Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

-Thought-

Sun Jun 21, 2009, 9:05 AM
  • Mood: Rage
  • Listening to: Birds
  • Reading: Mind
  • Watching: Brain
  • Playing: No more.
  • Eating: What needed
  • Drinking: What needed
Beyinin kilitlerini cözmek hangi derecede mümkün. Gercekten beynimiz ile beynimizi gözlemleyip, saglikli düsünce yolu ile karar vermemiz gercekten mümkün mü? Beynimizi, beynimiz ile analiz etmemiz mümkün ise, bunun tek yolu algılarımız kapsını acmaktir. Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız...Bana baktıgınızda Onuru görürsünüz. Söylediklerimi onurun agziindan ciktigi gibi yorumlar, hayalinizde ve deneyimlerinizde pekiştirdiginiz onuru tanıdıgınıza emin olarak söylediklerimi yargılarsınız. Yargı mekanızmaniz, benim birikimlerime ve deneyimlerime güvenebilecegini hissediyorsa, beni dinlersiniz, sizin için basarılı bir konusma, güzel bir alısveris oldugunu düsünürsünüz. YADA bunun tam tersi, deneyimleriniz ve aklınızda pekiştirdiginiz onur söylediklerinize tamamen zıtta olabilir. O zaman beni dinlememeyi secersiniz. Peki, birini dinlemek, onun söylediklerini evrensel bir süzgecte eleyip, dogrulugunu düsünmeden, söylenenlerin hayata gecirilip gecilirmeme kaygısı olmadan, dinleyebilirmisiniz? İşte deginmek istedigim nokta bu.

"bunun tek yolu algılarımız kapsını acmaktir. Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız..."

Beyin, bedenin ve yasamin mutlakiyetini saglamak icin calisir. Amacı, maximum yasam süresidir. Bunun en iyi yoluda kendini minimum sürede yormaktan gecer. Hadi ön yargilarinizi, beni, kendinizi, etrafinizdakileri bir 10 dakika düsünmeyin. Sadece bahsettigim seye odaklayin bilincinizi, söylediklerimin, yada yazdiklarimin, evrensel bir gerceklik süzgecinde süzün, taraf tutmayin, sadece, deneyimleyin...Konumuza dönelim o zaman, ben hazırım;

Önce beynimizi tanıyalim, bu ORGAN hangi amac dogrultusunda calisiyor. Devamlilik. Egerki biz beslenmemeyi secersek, beyin yasamini sürdürmek icin hertürlü oyuna basvurabilir. İnanmiyormusun? bosver, inanmak degil zaten mesele, mesele, aç kalan bir insanin, nasil yiyecek ile ilgili halüsinasyon görebildigi... Yada panik atak? Beynimizin bize kalp krizini, yada o an yasadigin korkunun, taklidini yapmiyormu? Bu kadar güclü bir sistemi anlamak, beynin mekanizmasini cözmek belki imkansizdir. Ama, yinede, onun hakkinda ögrenebildigimiz her yeni sey, bizi kendimize daha cok yaklastirmiyormu?


Gelelim, süzgeclere, neden gereksizler sizce? Neden bir insani, O AN oldugu kişi olarak degerlendirmeyiz de, onu bugüne kadar yasadigi herseyin bir parcasi olarak görürüz? Hadi, olayi kişiselleştirelim, biliyorum, ön yargısız uzun süre bir konuya bakmak yoruyor sizleri. Kişide ben olayim; Çünkü, hepiniz merkezde beni az cok, iyi kötü tanıdıgınızı düsünüyorsunuz. Hatta, bazılarınız benim düsünce yapımı bile bildigini düsünüyor. Pekala, bundan 8-9 yıl önce, eve kapanı;p, sabah aksam Counter oynayan bir insani hatırlayın. Clanlar kurup, serverlar acip, bütün sistemi, "öldürdügün düşman sayısı" nın cokluguna dayanan, muhtesem bir EGO oyunu olan Counter-Strike. Kendime dönü;p baktıgımda yaptıgım sey komik, acınası gelmiyor. Tek hissettigim sey, EGO nun insani ne kadar kontrolu altına alabilecegi. Peki, 18-19 larinda olan Onur ile şimdiki Onur arasinda fark ne? Bizi geliştiren, ne yazikki, deneyimlerimizden cikardigimiz dogru yada yanliş sonuclar degil. O, sadece derin bir ilizyon. Beyinin güzel bir anıyı ve anı kopyalayip yasatmasi bir ilizyon. Düsünsenize, bedenin ve zihnin daha iyi calismasi icin, gecmişten bir anı hatırlayarak, onunla hormonlar salarak bize hedefler koyuyor... Beyin, bir sistemle calisiyor, ve bizimde sistemle calismamizi istiyor...Anlamadiniz mi? Peki, kilit kelimemiz, "HEDEF" ... Neden kendimize, gelecek ile ilgili hedefler koyariz? Motivasyon? Neye motive ederiz kendimizi? Beynimizin bizim icin en uygun oldugu seyi düsünmemizi saglamasi sizce komik mi? Bir birey, kendine para tabınında bir kariyer planliyorsa, yada, bir genc, elinde gitari ile sürekli bir gün bir sanatcı olacagi hayali ile, ömrünü gitar tepesinde harciyorsa??? sizce....bu bir ilizyon degilmi? Birseyi yapmaya karar vermek, bu kadar basit mi gercekten? Peki neden hayal kırıklıgı yasıyoruz? Bu hedefler, zaten var olmayan hedefler olmayinca neden hayalkırıklıgı yada üzüntü???? Neden bir insan icin üzülüyoruz???? Hadi, düsünün bunu... Bir insan, sizi, fiziksel olarak birsey yapmadan nasil üzüyor??? Biliyorum, bunları anlamasi kolay degil, bende tam anlami ile anladigimi idda edemem... Üzülüyorum çünkü bende... Ama, dikkat ettimde, gittikçe çember daraliyor. Cok yakınım haric, aslinda üzülmüyorumda... Bunuda aşmak mümkün mü? Yada sinirlenmek... Nasil olurda, bir insana sinirleniriz?

Hadi, ufak bir hatirlatma....


"Beynimizi, beynimiz ile analiz etmemiz mümkün ise, bunun tek yolu algılarımız kapsını acmaktir. Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...Bana baktıgınızda Onuru görürsünüz. Söylediklerimi onurun agziindan ciktigi gibi yorumlar, hayalinizde ve deneyimlerinizde pekiştirdiginiz onuru tanıdıgınıza emin olarak söylediklerimi yargılarsınız. Yargı mekanızmaniz, benim birikimlerime ve deneyimlerime güvenebilecegini hissediyorsa, beni dinlersiniz, sizin için basarılı bir konusma, güzel bir alısveris oldugunu düsünürsünüz. YADA bunun tam tersi, deneyimleriniz ve aklınızda pekiştirdiginiz onur söylediklerinize tamamen zıtta olabilir. O zaman beni dinlememeyi secersiniz. Peki, birini dinlemek, onun söylediklerini evrensel bir süzgecte eleyip, dogrulugunu düsünmeden, söylenenlerin hayata gecirilip gecilirmeme kaygısı olmadan, dinleyebilirmisiniz? İşte deginmek istedigim nokta bu. "

"bunun tek yolu algılarımız kapsını acmaktir. Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız..."


Şimdi tekrar soruyorum, neden sinirleniriz? BEK-LEN-Tİ...Hayattan, insanlardan, esyalardan, araclardan....herseyden cok fazla beklentimiz var. Oysa, derki büyük bir düsünür (gercekten merak eden arastirip bulabilir Anonim degil...) ;" Egerki, hergüne yeni bir gün bakabilirsen, hafızanı ve sana cagristirdigi gercekligin disina cikabilirsen ve hergün, bir cicek sana farkli bir anlam ifade ederse, beklentin olmazsa gercekten, zihini özgür birakmişsin demektir." Bu cümle üstüne ne kadar düsünebilirsin?? Şuan, bana söyle...kac gün, bunun üstüne düsünecek cesaretin var? Korktun mu? neden korkariz hadi ama... Anlayin artik... niye KORKUYORSUN??? Sahip olmak... NEYE SAHİ;PSİN!!! NEYE.... Kıskanclık?? Para??? Ev??? Araba??? Kadın???? Erkek??? Sevgili???? Anne????? Baba????? Gercekten bana neye sahip oldugunu söylesene... Kim ölmeyecek!!! Hiçbir lanet olasi seye sahip degilsiniz, o yüzden üzülmek diye bir his bile yok aslinda... ACI cekmektir derler, insani büyütenin... haha... Sahip oldugunuz en büyük sey koca bir bosluk... Beyniniz sizin birseyelere sahip cikmaniz, sahip olmaniz gerektigini düsünüyor... Bu yüzden acı cekiyoruz, üzülüyoruz... Cünkü hicbirsey yeni gelmiyor bize. Hersey sadece devam ediyor! Bakın şimdi...

"Önce beynimizi tanıyalim, bu ORGAN hangi amac dogrultusunda calisiyor. Devamlilik."

Hadi deneyimden konusalim. Bir işi iyi yapmak icin (hersey olabilir iş işte..) o işte uzun süre calismak gereklidir degil mi? Teknik bilgi, matematik belki yada kreatif olmak. Tamam, peki bunun bize beyni calistirmak oldugu söylenir hep, ve bizde bunu hissederiz, bir matematik profesörü, illaki beynini benimkinden fazla "çalıştırıyor" AMA, deneyim, ezberlemektir. Baktıgın işi artik bakmadan, hatta düsünmeden bile yapacak YETENEK ve kabileyete gelmektir!! Futbolcu BAKMADAN pas atabilir! yeteneklidir cünkü, 14 yasindan beri futbol oynuyordur. Beyni futbola daha iyi calisiyordur, böyle mutludur. Cünkü sadece FUTBOL düsünürek, hayatta kalabilir :) Minimum calisma, maximum yasam süresi... Matematik profesörü formülleri ezberler, hatta cogu carpimin sonucunu kafasinda tutar. 7x7 dedeginde, sana ezberinden karekökünü cikartir verir. Beynini calistirmaz, hafizasini calistirir! Hatırlayarak deneyim kazanırız, bir cayci merdivenden inerken caylari 5 yıl sonra dökmez bedeni artik ezberlemiştir cünkü 5 yildir ayni işi yapiyordur, MÜTHİŞ bir caycıdır, ama beynini degil, bedenin ezberledigi işleri yaparlar... Hicbirimiz, gercekten beynimizi calistirmaya calismiyoruz yalan söylemeyin kendinize...Şimdi sakinleş....


O, hafızani benim için bir kere yokla.... Sinirlenmek.... Hadi ama...


"Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız..."

Evet....

"Bana baktıgınızda Onuru görürsünüz. Söylediklerimi onurun agziindan ciktigi gibi yorumlar, hayalinizde ve deneyimlerinizde pekiştirdiginiz onuru tanıdıgınıza emin olarak söylediklerimi yargılarsınız. Yargı mekanızmaniz, benim birikimlerime ve deneyimlerime güvenebilecegini hissediyorsa, beni dinlersiniz, sizin için basarılı bir konusma, güzel bir alısveris oldugunu düsünürsünüz. YADA bunun tam tersi, deneyimleriniz ve aklınızda pekiştirdiginiz onur söylediklerinize tamamen zıtta olabilir. O zaman beni dinlememeyi secersiniz. "

"Peki, birini dinlemek, onun söylediklerini evrensel bir süzgecte eleyip, dogrulugunu düsünmeden, söylenenlerin hayata gecirilip gecilirmeme kaygısı olmadan, dinleyebilirmisiniz? "

"Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız..."

Bakın, hafızalarimizi tazelememiz gerekiyor, ve bana beynimizin tam anlamiyla calistigini ve ürettigini idda ediyorusunuz...İşler böyle yürümüyor....


Hadi, ŞİMDİ, Bütün hatıralarınızı, beni, kendinizi, yaşamı, parayi...herseyi düsünmeyi biraz birakin...Evrensel sessizlige 5 dk teslim olun...

"bunun tek yolu algılarımız kapsını acmaktir. Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız..."

Kapılarımızı acalim...Algılarınız zorlayın...yalvaririm... Zorlayın bunu...Birakin herseyi, beni birakin kendinizi birakin, ego, ön yargı...kurtulun su gömlekten, yalvaririm sadece 5 dk istiyorum sizden... Deneyin , bugun konustugunuz ilk insanin, SADECE bir insan, ve söylediklerinin aslında hicbir genel önemi var yada yok..."bunun tek yolu algılarımız kapsını acmaktir. Düsüncenin, fikrin, anıların, deneyimlerin yani, bir seye olan yada olmayan bütün birikimlerimizin ve bakıs acimizin terk ederek bakmak...ön yargısız..."Önemli degil, o sadece bir insan, ve fikirlerini, deneyimlerini, bildigini en basit yöntemle anlatmaya calisiyor..İletisim kurmaya calisiyor...AMA LANET OLSUN kuramiyoruz, NEDEN ??? sormaktan sıkılmayacagim, bu yaziyi her okudugunuzdada size SO-RA-CA-ĞIM. Neden onun söyledikleri bizi üzebilir, sevindirebilir? Neden onu seviyoruz? yada sevmiyoruz??? Birini, NASIL sevmemeyi basariyoruz? hatta bir IRKI!!! hic bilmedigimiz zihinlerden NEDEN bu kadar KORKUYORUZ??!?!?!?! Neden biliyormusunuz? :)


"Beyin, bedenin ve yasamin mutlakiyetini saglamak icin calisir. Amacı, maximum yasam süresidir. Bunun en iyi yoluda kendini minimum sürede yormaktan gecer."

"Önce beynimizi tanıyalim, bu ORGAN hangi amac dogrultusunda calisiyor. Devamlilik. Egerki biz beslenmemeyi secersek, beyin yasamini sürdürmek icin hertürlü oyuna basvurabilir. İnanmiyormusun? bosver, inanmak degil zaten mesele, mesele, aç kalan bir insanin, nasil yiyecek ile ilgili halüsinasyon görebildigi... Yada panik atak? Beynimizin bize kalp krizini, yada o an yasadigin korkunun, taklidini yapmiyormu? Bu kadar güclü bir sistemi anlamak, beynin mekanizmasini cözmek belki imkansizdir. Ama, yinede, onun hakkinda ögrenebildigimiz her yeni sey, bizi kendimize daha cok yaklastirmiyormu?"

Şimdi siniriniz, öfkeniz, düsünceli haliniz, yagılayısınız geçti dimi... artik ön yargılarınız kırıldı, ÇÜNKÜ, hep beraber, neyi ögrendik biliyormusunuz?

Beyin, nasıl çalısıyor.... Bunların hepsi beynimizin oyunları...Ve işte en basta bahsettigim nokta BEYİN kendi kendini nasıl gözlemleyebilir??? Benim suanda yaptigim gözlemi, ben, nasıl oluyorda yapıyorum, beyin buna izin verir mi... Kendinin işleyişini, bu kadar rahat gözlemleyebilir mi??

Aynaya baktıgında görüdügün kişi, sensindir. Eminsindir buna degil mi? O, sensin. Şimdi, daha cok yeni ögrendigim bir metodu paylasmak istiyorum. Hergun ayna karsisinda, 10 dakika kendinize bakin, AMA, sanki, ordaki baska biri, ve size bakıyor. Sadece, günde, maximum 10 dakika.. Beyninizin kendi kendini gözlemesine 10 dakika izin verin ondan sonrada, yazının en yukarisina cikin, bu yazıyı gercekten okuyun :)


Love, peace and Freedom :)

Anathema - Flying

Sun Feb 15, 2009, 8:35 AM
  • Mood: Rage
  • Listening to: My soul
  • Reading: My heart
  • Watching: my destiny
  • Playing: My game
  • Eating: Pain
  • Drinking: Blood
started a search to no avail
a light that shines behind the veil trying to find it
and all around us everywhere
is all that we could ever share if only we could see it
believe there's true thoughts beyond me
life ever changing weaving destiny

and it feels like i'm flying above you
dream that i'm dying to find the truth
seems that you'r trying to bring me down
back down to earth back down to earth

layers of dust and yesterdays
shadows fading in the haze of what i couldn't say
and though i said my hands were tied
times have changed and now i find i'm free for the first time
feel so close to everything now
strange how life makes sense in time now

and it feels like i'm flying above you
dream that i'm dying to find the truth
seems like your trying to bring me down
back down to earth back down to earth

Gelece Dönüş II

Mon Feb 2, 2009, 7:14 PM
  • Mood: Rage
  • Listening to: My soul
  • Reading: My heart
  • Watching: my destiny
  • Playing: My game
  • Eating: Pain
  • Drinking: Blood
Gelecege dönüs filmindeki gibi yasadiklarim... Tarih tekerrürden ibarettir degil mi? Peki kac kere tekrarlar kendini? Kackere ayni umutsuzlugu ve yorgunlugu kaldirir bir yürek?

"Uyardım... Bunu yapma bana, bize dedim...dinlemedin...hep zorladin beni, hep zincirledin...ve hep unuttun, martilarin uctukca yasadigini...Martı kafese kapatilir mi hiç? Sırf onu sevdigini söyledigin icin, martının bir gün ordan cikmayacagini mi düsündün? martı uctu sevgili..."

Demişim, unuttugum, hatirlamaktan korktugum bir tarihte. Sonra, yaziyi okurken düsündüm, bunu yazarken, bugunden farkli ne hissediyorum diye... Ayni boslukta yuvarlanma hissi yok mu şimdi içimde bir yerde?

Var.

"Huzur ve paylasim dedigin ufacik hapishanede yillarca gunessiz biraktin beni... Şiir yazamaz oldum "Senin ögrettigin (!?)" fotograflari cekemez oldum... Artık şiirlere katacak yorumlari, duygulari unuttum... Sevgili, hakem sayamaya basladi..
1
2
3
4
5
6
7
8
9
nakavt demeden kalktim ayaga sevgili, cikardim eldivenlerimi...yenilgiyi kendim istedim ve kabul ettim. Egerki bu mac bitecekse, yenilmem gerek dedim."

Demişim yine...Tekrar cikarmalimiyim eldivenlerimi? Artik, gerçekten vaz mi gecmeliyim?


Hani eroin bağımlılarına derler ya, bağımlı oldugunu kabul etmek, buna karsi koymanin ilk adımıdır diye... 2. adım nedir biliyormusun? Sevdiklerinin tam destegidir... Ben hastaligimi gördüm, ve kabul ettim yigitce...savastim ona karsi... Ama acı olan, hep yalnız kaldim ben... Korkularim vardi, isteklerim... Tek basımaydim hep, sıcak bir çift kol, birakmamak icin sarilmadi bana, hep, veda eder gibi sarıldı...hep, gider gibi....Bu gece, sabaha kadar düsündüm... halada düsünüyorum....

"Hep söylerdim hareket etmeyen zincirlerinin farkina varamaz diye... Evet Öyle...Hareket ettim...Zincirler varmış bileklerimde. Çektim... Kırıldılar...Zekanin ne oldugunu ögrendim, bir insanin niyetini nasil yorulmadan ortaya cikaririm onu ögrendim, "sana güveniyorum" diyen gözlerin beni nasil takip ettigini,güven kelimesi ile hareketlerini nasil gölgelere gömdügünü, eline fırsat verildiginde nasil rencide etmeye calistigini gördüm. Gördüm bunları ve geç kaldım... Yorgunum...Çok yorgunum...ancak ölmedim henüz, hala kollarımda kılıcımı kaldıracak iradeyi hissediyorum..."

bahsettigim budur... Bahsettigim, güvenin agızda kaldigi, benim inancimi yitirdigimdir... Evet, inanmiyorum ne kelimelerine, ne gözlerime bakan gözlerine... Sadece basit bir bagimliligim ben ruhunda arda kalan, atsan atamiyorsun, satsan satamiyorsun....


Bu gece düsündüm, dönmek hatamiydi diye... bundan 6-7 ay öncesinden ne farkli diye düsündüm... İlk barsıtıgımızdaki o ilk 3 haftadaki Eda'yı nerde kaybettim diye düsündüm... Bilmiyorum...

Ve bu gece düsünmeye devam edecegim...

Tek
Bir
Farkla......



Artik yorgunum... Yoruldum herkesden ve herseyden... Ve bugunden itibaren evet bu dakikadan, 03.02.2009 tarihinden saat 05:11 den itibaren, KÖTÜ olan hicbirsey barinmayacak hayatimda... Artik arkamdan sinsi gözler birakmayacagim. Sessiz konusmalar da...


Verilmiş hicbir sözüm yoktur bu dakika itibari ile... Herkes kendinden mesuldur... Kimseye verecek hesabim olmadigi gibi, kimseye soracak hesabimda yoktur... İyi niyet? Taze bitti....










MY GOD, IS MY HEART...

(No title)

Tue Sep 9, 2008, 4:53 PM
  • Mood: Rage
  • Listening to: My soul
  • Reading: My heart
  • Watching: my destiny
  • Playing: My game
  • Eating: Pain
  • Drinking: Blood
Dokunsalar ağlayacak gibi hep uzağa bakan gözler..ama ben biliyorum, çok tanıdık..
Dokunulmadıkları için ağlayan...
Hep uzak gözler,
Dolunayın arkasına bakan...
Kimsenin olmadığı kadar sabahtı o senleyken ve gittiğinde kaburgalarının ayrıldıgını hıssettın. Hayır kalbinde bir hançer falan yoktu, sadece sevilmeme ağrısı.
Aynaya bakı;p kendi kendine konuştun.
Ayna "zamanla geçer" dedi.
Yalan söyledi...

Bir sonraki gün..
Yaşayı;p yaşamama kararını bizim vermediğimiz o bir sonraki güne uyanmak...
En büyük rüya değil mi zaten...
O "biri" nin gelip sabahları sana dokunmadığı, onunla uyanmadığın zaman, ten alıştığını aradığı zaman...
Uzaktan resmini çekseler kalbin dağılmış ve ertesi güne çıkamayacak kadar yorgun ruhun...
Ruh düşse de yine rüyaya uyanıyor gözün.
Ve dokunmuyor biri yine...
Düş AMA,
Sadece Düş-le....

Düşmek bu kadar çekici mi gerçekten?
Peki ya o uçurumun altındaki toprak yağmurlardan yumuşacık olduysa ve düşsen de kırılmasa kemiklerin...
Bunu bilsen yine de düşmek çekici gelir miydi? Yoksa bilmediğin bi yere gitmek gibi mi...
Uzaklara gitmek gerekir bazen ve yokluğu hissetmek...
Rüzgarın ürpertmesi, yaprak çıtırtıları, belki uzakta bir dalga sesi...


Betty Puf Puf

Araftan Duserken

Tue Sep 9, 2008, 3:39 AM
  • Mood: Rage
  • Listening to: My soul
  • Reading: My heart
  • Watching: my destiny
  • Playing: My game
  • Eating: Pain
  • Drinking: Blood
Her yerde "sevgi var mı?" diye sordum ama cevap veren olmadı. Ne de istekle isteksizliğim arasında devamlı yörünge değiştiren o duyguyu anlayan biri.

"Kimse duymuyor mu çiçeği dalından koparırken attığı çığlığı?"

Oysa o çığlık şimdi o kadar büyük ki benim şu sırtıma vurduğum Dünya'ya bile sığmıyor.Durun diyorum, sesleniyorum ama kimseler kulak vermiyor. Bugün açan çiçek, bugün sulanan toprak, bugün kaçan adam, bugün gülen çocuk yarın ölecek ve umutlarına koşuyorlar adeta...

Grup vakti...

Güneş; beni ve nicelerini terk etmeye hazırlanırken bilinçsizce gülümsedim. Kimbilir kimler ardımdan deli dedi bana. Yüzümdeki ifadeyi bir cümleye sığdıramadılar. İşte şu martı, gökteki bulutlarla aşık atabilecek kadar ve izimi kaldırımdan silebilecek kadar yürekli.

Kayaların keskin köşelerinden bacaklarım çizik içinde geçiyorum.
İşte şimdi Dünyanın kapıları açıldı...
Ve ben öyle bir daldım ki o kapıdan, bacağımdaki kan şimdi güneşin rengi oldu...
İzlerim de bulutlar...




Betty Puf Puf

Journal History

Site Map